Herkese merhaba!
Zor bir sabah geçiriyorum; itiraf ediyorum 7:30'da ofise vardığımda dayanamayıp yarım saat masamda iki büklüm şekerleme yaptım. Ayıp değil mi? Haklısınız ama gerçekten çok yorgunum. Artık bedenimin bana hükmetmeye başladığı bir dönemdeyim. Gözler kapanmak istediğinde kapanıyor, beynim durmak istediği noktada duruyor. Son bir ay içerisinde böyle günler yaşadım hatta bir tanesi arabamı öndeki suçsuz bayanın arabasına bizzat toslamakla sonuçlandı. Neyse ki trafik ışıklarında beklemekteydik, ben sanmıştım ki frene basmışım ama tam olarak basmamışım meğer :)
Neyse bunları okumaya gelmediniz tabi, benim size göstermek istediğim daha güzel bir şey var. Bu yorucu hayatta pozitif enerjimizi kaybetmeden kalabilmek için hayal kurmamız gerektiğine inanıyorum. Hepimizin hayatında zor, can sıkıcı, isyan ettiren dönemler oluyor biliyorum. Herkesin de farklı dertleri vardır eminim. Fakat gözlerinizi kapatıp düşünsenize bavulunuz arabanızın bagajında(Benim hayalimde arabam bir üstü açık arabaya da dönüşüyor), yola çıkmışsınız. Yanınızda kimi istiyorsanız o. Hava 24 derece ve güneşli, masmavi bir gökyüzü var üzerinizde. Tek telaşınız uçağı kaçırmamak üzerine, diğer herşeyi attınız bir kenara. Havaalanına girip duty free'de biraz alışveriş yapıyorsunuz. Güneş kremlerine ihtiyacımız olacak malum ;) Uçağınızı beklerken aromalı bir kahve içiyorsunuz, geniş koltuklarda güzel müzik dinleyerek en sevdiğiniz derginin sayfalarını karıştırıyorsunuz. Anonsla birlikte uçağa binip uykuya dalıyorsunuz. Gözlerinizi açtığınızda varmak istediğiniz "o" yerdesiniz!
Ben Vanuatu'dayım. Mavi yeşil suların olduğu ve kumsallarında atların özgürce koştuğu Ratua adasında...
Odamın verandasında tahta bir sedir var, üzerinde beyaz bir minder, akşamüstleri güneş batarken orada kitap okuyor olacağım.
Etrafımda sadece ağaçlar var, dalgaların sesi de uzaktan kuşların ve böceklerin sesine eşlik ediyor. Akşam olduğunda uzun bir sofra kuruluyor sahilde, Vanuatu yerlileri ateş yakıyor ve gitar çalıyorlar.
Ertesi sabah uyandığımda güneş tahtaların arasındaki boşluklardan kulübeme sızarak uyandıracak beni, kapıyı açtığımda yerde bir tepsi içinde egzotik meyvelerden oluşan kahvaltım duruyor olacak.
Tüm gün denizdeyim bugün, çıkmaya da hiç niyetim yok hayallerimin denizinden...
http://ratua.com.au/en/#/gallery
28 Şubat 2011 Pazartesi
20 Şubat 2011 Pazar
Dugun Davetiyesi
Bu aralar haftasonlarim evimizin mobilyalarini secmekle geciyor...
Blogum acil durumda ilk kurtarilacaklar arasinda olsa da su anda yogun cevresel baski altindayim dolayisiyla internete girecek zamani yakaladigimda ya evlilik ya da dekorasyon bloglarini takip ediyorum.
Bugun kendime az da olsa vakit ayirabildigim icin sansli hissediyorum. Biraz kanepede pinekledim ve sonrasinda asagidaki dugun davetiyesi ornegini tasarladim. Tasarladim derken gelin ve damat illustrasyonu bana ait bunun disinda damask desenli cerceve bir blogdan alinti, sizinle paylasmak istedim ama malesef nereden aldigimi bulamiyorum. Google'da "wedding invitation templates" diye arattiginizda karsiniza cok hos seyler cikabiliyor. Gelin adaylarina duyurulur :) Biraz da photoshop bilginiz varsa davetiyenizi hem ucuza hem de size ozel detaylarla renklendirebilirsiniz.
Bu gelin-damat figurunu tasarlarken nisanlimin bir yurtdisi seyahatinden donerken bana getirdigi buzdolabi miknatislarindan esinlendim. Daha o zamandan belliydi yani bir gun evlilik teklif edecegi :)
Sorulariniz olursa dugun davetiyesi konusunda daha fazla yardimci olmaya calisabilirim. Umarim begenirsiniz!
Blogum acil durumda ilk kurtarilacaklar arasinda olsa da su anda yogun cevresel baski altindayim dolayisiyla internete girecek zamani yakaladigimda ya evlilik ya da dekorasyon bloglarini takip ediyorum.
Bugun kendime az da olsa vakit ayirabildigim icin sansli hissediyorum. Biraz kanepede pinekledim ve sonrasinda asagidaki dugun davetiyesi ornegini tasarladim. Tasarladim derken gelin ve damat illustrasyonu bana ait bunun disinda damask desenli cerceve bir blogdan alinti, sizinle paylasmak istedim ama malesef nereden aldigimi bulamiyorum. Google'da "wedding invitation templates" diye arattiginizda karsiniza cok hos seyler cikabiliyor. Gelin adaylarina duyurulur :) Biraz da photoshop bilginiz varsa davetiyenizi hem ucuza hem de size ozel detaylarla renklendirebilirsiniz.
Bu gelin-damat figurunu tasarlarken nisanlimin bir yurtdisi seyahatinden donerken bana getirdigi buzdolabi miknatislarindan esinlendim. Daha o zamandan belliydi yani bir gun evlilik teklif edecegi :)
Sorulariniz olursa dugun davetiyesi konusunda daha fazla yardimci olmaya calisabilirim. Umarim begenirsiniz!
15 Şubat 2011 Salı
Chanel Makyaj Malzemeleri Aşkına!
Herkese kocaman bir günaydın!
Yaşıyorum ama düğün hazırlıkları beni alt etmeyi başardı sanırım.
Her yazamadığım gün için büyük bir vicdan azabı taşıyorum. Söz veriyorum daha sık yazmaya başlacağım yine :)
Aşağıdaki videoyu ilk gördüğümde makyaj çantamın içindeki kozmetiklerin ben yokken bu şekilde hareketlendiklerini hayal ettim :) Çok sevimli olmaz mıydı? Hele hepsi böyle Chanel olsaydı, daha ne isterdim ki?
Yaşıyorum ama düğün hazırlıkları beni alt etmeyi başardı sanırım.
Her yazamadığım gün için büyük bir vicdan azabı taşıyorum. Söz veriyorum daha sık yazmaya başlacağım yine :)
Aşağıdaki videoyu ilk gördüğümde makyaj çantamın içindeki kozmetiklerin ben yokken bu şekilde hareketlendiklerini hayal ettim :) Çok sevimli olmaz mıydı? Hele hepsi böyle Chanel olsaydı, daha ne isterdim ki?
25 Ocak 2011 Salı
10 Milyon B(al)oncuk
Bu başlık da ne mi?
Chanel Couture defilesinde kullanılan boncuk adedi!
Anlayacağınız Lagerfeld eteğindeki boncukları dökmüş :) Sıkılmış defilelerin monotonluğundan pastele boyamış tualini... Kızlara da birer babet giydirip yollamış podyuma. Özgürlük var, devrim var defilede.
Coco Chanel görse çok beğenirdi bu fikri bence, kadınlara pantolon giydirerek özgürlüğü veren bu cesur kadının markasına Lagerfeld de topuksuz ayakkabılarla yürümeyi öğretti.
Sanatçı Marie Laurencin'in tablolarından ilham aldığını söyleyen Lagerfeld, Laurencin'in tavrını da almış sanki. Eserlerinin en karakteristik özelliğinin Kübizm'in maskülenliğine karşı bayanları tablolarında resmetmesi olan Fransız sanatçı gibi Lagerfeld de elbiselerin altına bile pantolon kombinleyerek başkaldırıda bulunmuş.
Buyrun seyredin :)
Chanel Couture defilesinde kullanılan boncuk adedi!
Anlayacağınız Lagerfeld eteğindeki boncukları dökmüş :) Sıkılmış defilelerin monotonluğundan pastele boyamış tualini... Kızlara da birer babet giydirip yollamış podyuma. Özgürlük var, devrim var defilede.
Coco Chanel görse çok beğenirdi bu fikri bence, kadınlara pantolon giydirerek özgürlüğü veren bu cesur kadının markasına Lagerfeld de topuksuz ayakkabılarla yürümeyi öğretti.
Sanatçı Marie Laurencin'in tablolarından ilham aldığını söyleyen Lagerfeld, Laurencin'in tavrını da almış sanki. Eserlerinin en karakteristik özelliğinin Kübizm'in maskülenliğine karşı bayanları tablolarında resmetmesi olan Fransız sanatçı gibi Lagerfeld de elbiselerin altına bile pantolon kombinleyerek başkaldırıda bulunmuş.
Buyrun seyredin :)
23 Ocak 2011 Pazar
Ruyalar Gercek Olsa...
Herkese Iyi Pazarlar!
Cok agir bir grip gecirdigim icin surekli yatar pozisyondayim. Tek yapabildigim sevgili bilgisayarimla bombos vaktimi doldurmak. Gezmedigim internet sitesi kalmadi desem yeridir. ASOS'un gonderim ucreti almadigini ogrenmemle birlikte tum urunlere donup donup baktigim internet sitesinde bir parca aklimda oyle cok yer etmis olacak ki dun gece ruyamda bu elbiseyi giyiyor ve tanidik tanimadik herkesten elbisemle ilgili ovguler aliyordum :)
Sizinle de hem ruyami paylasmak hem de ASOS'un bu guzel jestinin mujdesini vermek istedim.
Hemen siz de bir goz atin : www.asos.com

Cok agir bir grip gecirdigim icin surekli yatar pozisyondayim. Tek yapabildigim sevgili bilgisayarimla bombos vaktimi doldurmak. Gezmedigim internet sitesi kalmadi desem yeridir. ASOS'un gonderim ucreti almadigini ogrenmemle birlikte tum urunlere donup donup baktigim internet sitesinde bir parca aklimda oyle cok yer etmis olacak ki dun gece ruyamda bu elbiseyi giyiyor ve tanidik tanimadik herkesten elbisemle ilgili ovguler aliyordum :)
Sizinle de hem ruyami paylasmak hem de ASOS'un bu guzel jestinin mujdesini vermek istedim.
Hemen siz de bir goz atin : www.asos.com

22 Ocak 2011 Cumartesi
Romantik ve Stil Sahibi Phillip Lim
Röportajlarını okuduğum tasarımcıların hepsine sorulan bir soru vardır. "Modaya olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?" Herkesten alınan cevap ise hemen hemen birbirine benzer, ya çocukluklarında oyuncak bebeklerine kıyafet dikmiş ya da annelerinin dikiş makinesinde ilk denemelerini yapmışlardır. Phillip Lim için ise durum biraz daha farklı gelişmiş.
Amerika'nın büyük mağazalarından biri olan Barneys'de haftasonları çalışmak için işe giren Lim, henüz bir portfolyosu bile yokken Katayone Adeli'nin yanında staj yapma şansını yakalamış. Sonrasında yeteneği fark edilen Lim tasarım ekibine katılmış. 31 yaşına geldiğinde ise yaşı ve adının bir araya geldiği 3.1 Philip Lim isimli markasını arkadaşı Wen Zhou ile birlikte yaratmış.
California'da büyüyen Lim şu anda New York'ta çalışıyor ve SoHo'da tek odalı bir evde köpeği Oliver (Fransız Buldog) ile yaşıyor. Hatta Oliver'ın modelliğini yaptığı bir köpek giyim koleksiyonu da bulunuyor.
Alexa Chung, Rachel Bilson, Diane Kruger, Helena Christensen gibi ünlülerin tasarımlarını bol bol giydiği Lim, 2011 Bahar/Yaz sezonu için hazırladığı koleksiyonla da gönülleri fethetti.
Zarafetiyle beğeni toplamak isteyen fakat olgun durmaktan kaçınan bayanlara uygun tasarımlar yaratan Lim'in son koleksiyonunda da şıklık detaylara gizlenmişti. Kullanılan ipek, organze, şifon kumaşlar ve yer yer kıyafetleri ışıldatan boncuklar Lim'in ne kadar ince bir zevke sahip olduğunu gözler önüne serdi.
Nötral renklerin ağırlıkta olduğu defilede podyumda kullanılan dekorasyon söylenene göre Lim'in yatak odasında bulunan heykellerin birkaç beden büyüğüymüş. Fakat bunun sadece bir tesadüf olduğunu düşünmek doğru mu bilemiyorum çünkü heykellerin parçalanmış ve tekrar üst üste konulmuş hali Lim'in eteklerde kullandığı üst üste gelen geometrilerin ilham perisi olabilir diye düşünmeden edemedim.

Renk paletinin deve tüyü, gri-kahverengi, pudra ve ten rengi tonlarında gezindiği defilede ara ara sürpriz yapan bebek mavisi ise umudu ve Lim'in Charlotte Gaingsbourg'un Dandelion şarkısından ilham aldığı ‘She walks crooked and paints her eyelids blue…dande-lion, I wanna go there too.’ dizelerini anımsatıyordu.


Hiçbir abartı ve süsün yer almadığı defilede Lim'in çanta, gözlük ve ayakkabı tasarımları çok yerinde bir dozda izleyicilere göz kırpıyor, modellerin şıklığını tamamlıyordu.
Bana göre Lim'in başarısının sırrı, stil sahibi bayanların üzerlerinde ne taşımak istediklerini çok iyi anlayabiliyor oluşundan geliyor. Kıyafetleri, hem ofiste hem de ofis sonrası katılmamız gereken herhangi bir organizasyonda gereken şıklığı bizlere sunuyor.

Asya kökenli Amerikan tasarımcıların herkesi şaşırttığı günümüzde Phillip Lim de Jason Wu, Alexander Wang gibi süper yeteneklerin arasında farklı tarzıyla adından söz ettiriyor. 2011 yılında şirket gelirlerinin 60 milyon doları bulması beklenen Phillip Lim markasının başarısı uzun süre devam edeceğe benziyor.
Amerika'nın büyük mağazalarından biri olan Barneys'de haftasonları çalışmak için işe giren Lim, henüz bir portfolyosu bile yokken Katayone Adeli'nin yanında staj yapma şansını yakalamış. Sonrasında yeteneği fark edilen Lim tasarım ekibine katılmış. 31 yaşına geldiğinde ise yaşı ve adının bir araya geldiği 3.1 Philip Lim isimli markasını arkadaşı Wen Zhou ile birlikte yaratmış.
California'da büyüyen Lim şu anda New York'ta çalışıyor ve SoHo'da tek odalı bir evde köpeği Oliver (Fransız Buldog) ile yaşıyor. Hatta Oliver'ın modelliğini yaptığı bir köpek giyim koleksiyonu da bulunuyor.
Alexa Chung, Rachel Bilson, Diane Kruger, Helena Christensen gibi ünlülerin tasarımlarını bol bol giydiği Lim, 2011 Bahar/Yaz sezonu için hazırladığı koleksiyonla da gönülleri fethetti.
Zarafetiyle beğeni toplamak isteyen fakat olgun durmaktan kaçınan bayanlara uygun tasarımlar yaratan Lim'in son koleksiyonunda da şıklık detaylara gizlenmişti. Kullanılan ipek, organze, şifon kumaşlar ve yer yer kıyafetleri ışıldatan boncuklar Lim'in ne kadar ince bir zevke sahip olduğunu gözler önüne serdi.
Nötral renklerin ağırlıkta olduğu defilede podyumda kullanılan dekorasyon söylenene göre Lim'in yatak odasında bulunan heykellerin birkaç beden büyüğüymüş. Fakat bunun sadece bir tesadüf olduğunu düşünmek doğru mu bilemiyorum çünkü heykellerin parçalanmış ve tekrar üst üste konulmuş hali Lim'in eteklerde kullandığı üst üste gelen geometrilerin ilham perisi olabilir diye düşünmeden edemedim.

Renk paletinin deve tüyü, gri-kahverengi, pudra ve ten rengi tonlarında gezindiği defilede ara ara sürpriz yapan bebek mavisi ise umudu ve Lim'in Charlotte Gaingsbourg'un Dandelion şarkısından ilham aldığı ‘She walks crooked and paints her eyelids blue…dande-lion, I wanna go there too.’ dizelerini anımsatıyordu.


Hiçbir abartı ve süsün yer almadığı defilede Lim'in çanta, gözlük ve ayakkabı tasarımları çok yerinde bir dozda izleyicilere göz kırpıyor, modellerin şıklığını tamamlıyordu.
Bana göre Lim'in başarısının sırrı, stil sahibi bayanların üzerlerinde ne taşımak istediklerini çok iyi anlayabiliyor oluşundan geliyor. Kıyafetleri, hem ofiste hem de ofis sonrası katılmamız gereken herhangi bir organizasyonda gereken şıklığı bizlere sunuyor.

Asya kökenli Amerikan tasarımcıların herkesi şaşırttığı günümüzde Phillip Lim de Jason Wu, Alexander Wang gibi süper yeteneklerin arasında farklı tarzıyla adından söz ettiriyor. 2011 yılında şirket gelirlerinin 60 milyon doları bulması beklenen Phillip Lim markasının başarısı uzun süre devam edeceğe benziyor.
18 Ocak 2011 Salı
Yuvayı Dişi Kuş Yaparmış
Bu aralar kuşlara kafayı takmış durumdayım. Nerede üzerinde kuş olan bir ev eşyası görsem alır oldum. Son olarak Markafoni'den böyle bir tepsi ve Mudo'dan bir tablo aldım. Bakmaya kıyamazsınız! :) Sonra başka kuşlu ne bulabilirim derken aşağıdaki ürünlere rastladım. Gönderim derdi olmasa hepsini sipariş etmek isterdim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








